Ve tanrı dudaklarımdan YAKARIŞI aldı

Ve tanrı dudaklarımdan YAKARIŞI aldı
Karamel tadında bir hayatı yaşıyoruz. Her tadımında yüzümüzde tatlı bir gülümseme… Daha fazlasını isteriz bu yüzden. Ama hesaba katmadığımız ufak detaylar vardır. Her tadımında daha fazlasını isteriz hayattan. Çünkü yenilendikçe daha fazla tebessüm edeceğimizi hatta kahkahalar atacağımıza inanırız. 1 2 3 derken karamelin büyüsüne kapılırız. Bu gülümsemelere eş değerde başka doyumsuzluklarımız çıkar.
Karamel güzeldir mutluluk verir, sadece yavaş yavaş yiyip tadını sindirip çıkartığımızda. Sadece beraberinde nefes alıp su içtiğimizde. Fazla gülümsemeyle beraber su ister yanına. İşte o anlarda asla bi damla suyumuz olmaz. Ne kalkıp alacak takatimiz olur ne de bize bir bardak su getirecek bir dost, bir arkadaş, bir hayat…
Ve savaş başlar. suyla mücadele ederken hala karamel diye inleriz. Ve o anlarda karamel yüzümüze tebessüm vermez tadı aynı yumuşaklıkta olmaz. Boğazda bir yanık kalır.
Karamel bizim en savunmasız anımızda fazla gelir. Geldiğinde eski acılar kalbin en derinindeki acılarla gelir. Ve tatlılığına inat tuz basar yaralarımıza. Sonra günler, sonra aylar, sonra yıllar geçer. Geçte olsa suyu içmeyi başarırız.
Asla öğrenemeyiz KARAMEL TADINDA HAYATlar yaşadığımızı
Ve tekrar başlarız KARAMEL TADINDA HAYATa…
Yavaşça koymuştum başımı yastığa sen daha rahat uzan diye iyice duvara yanaşmıştım. Kendinden emin bir halde uzandın yanıma bütün yorgunluğunu atmak istermişcesine. Yorgunluk yüzünden akıyordu.
Bir an durup baktın
Durdun
Baktın
Gülümsedin
Sonmuşcasına sarıldın. Sadece seninmişim gibi kavradı kolların ürkek bedenimi. Sütün gece uykunda bir an bile gevşemedi kolların. Sanki kaybetmekten korkarmış gibi. Gögsünde kokunu soludum saatlerce.
Bir an durup baktım
Durdum
Baktım
Hayatımın sonu olcagını bilsemde ölmek olsada sonunda “O ANI” tekrar tekrar yaşamak isterdim
Belkide saatlerce bakmak sana. Sadace hissetmek. Hissettiğim kadar içimde olmandı istediğim, ihtiyacım olan.
Bir an durdum
Bir an baktım
Sondu artık tekrarı olmayan bir son
Aynalar artık eskisi gibi güzel görünmüyor gözüme. Baktıkça anıları görüyorum bir bir… Ağır ağır geçiyor önümden. Ne yana baksam sen vardın taki o ana kadar. Yıkıldı bütün değerler. Öldü bütün sevgim. Artık ne yana baksam sahte yüzündü karşımda. Yokluğun bir kor gibiydi yaşayıp 15 dakika sonra başka bedende huzur bulan.
İşte o an başlamış. Tek tek atılmıştı kazana otlar, tek tek duaları yapılmıştı söylenmişti türküsü. Ruzgar değişti. Yaşam bitti. Sebepler, nedenler, acabalar, belkiler, keşkeler hepsi son buldu. Bir çingenenin elleriyle çizildi yeniden. Elleriyle can buldu, anlamlandı. Anlamsız kalan bir tek sen vardın.
Benim suçum senin değildi. Senin kehanetin yıllar önce okunmuştu. Ben piyonun olmuşum rolumu oynayıp çıkmışım yanında. Kehanetin kalbine kazınmış yaran seneler önce kanayamaya başlamış hiç durmadan. Acımışım ya sana. İşte bana yazık olmuş. Lanetli bir hayatı taşıyan sana, ne acı, ne hüzün kar etmez. Kendi içinde ölmen emredilmiş. Ölümünü sen belirlemişsin ama tek başına ölmeyi seçmişsin. Kırdığın onca kalp, onca hayal ,onca ümide karşılık.
Şimdi sana bakıyorum “ne zavallı” demek isterdim. Ama aynada görüyorum kendi kalbine gömülmeyi seçmiş seni. Acınmayacak kadar değersizleşmiş seni.
Gitmekmiydi, kalmakmıydı, hatamıydı, yanlışmıydı, neydi anlamadımki…
İçimdeki fırtınanın sebebini anlayamadımki…
Tozları kalmış kara defter çıktı gün ışığına. Bir kıvılcım, bir ses, tek bir umut adına….
Neydi bu içimdeki sızının adı gitmenmiydi yoksa gitmeyi seçmemmiydi.
Bir kaç adım geri atıp bakınca aşkından daha kuvvetli, senden daha güçlü bir sen varmış içimde nedeni bilememişim… Arzuna, hırsına, sana yenilmişim…
Haberi yokmuş bu dünyanın ben bir tek….
Farkettim ki yanımda değilsin. Kokun sesin tenin burada değil. Hatta yanında başka bir ten başka bir ben var.
Ama farkettim ki yanında olmasam da istediğin tek birşey war…
yoksun sen
Her adımında biraz daha yaklaşırken sessizlik sarayının gürültülü sofasına;
o çok istediğin sakin günleri biriktirdim sana
buradayken ben;
benken halen;
yoksun sen…
Demiş şair kim var kimin varlığını kimin yokluğu anlamaya çalıştığı o yalnız günlerim. Yanında olan sanki ona uzak dağları yöneten daha uzak dağları kendine seçen zaman geçse de bende geçsem diye an kolladığı yaşamlarda mutluyken… KADIN acı çekmeye başlarken
Hediyeler, zoraki gülümsemeler
ve bolca sigara dumanı.
bu sevda biraz delilik;
biraz da “hatırlamamak”
en unutulmaması gereken “şey” leri
sevdayı mesela…
Hatırlanmaması gereken o kadar çok vardır. Hâlbuki şair kendisine sevdayı seçmiş. Seven KADINdan vazgeçmiş. Kendine hak bulmaya çalıştığı o anıları süsleyip püsleyip çizip oynarken. Sadece bakmış, sadece görünmüş şair. Ama KADIN daha fazla bağlanmış. Şairin zamanın geçmesini her şeyin yok olmasını istediği o zamanlar KADINı daha da bağlamış daha da tutkulandırmış aşkına.. Ama zaman geçiyor şairin planı suya düşüyor. KADIN iyiden iyiye sevmeye bağlanmaya başlıyor
ki
sana konduramadığım bütün kotu davranışları ben üstlenmişken;
kabullenmişken…
Buradayken
halen benken
yoksun sen…
KADIN an kollar olmuş. Bir gün elbet bir gün her şey normale dönecek. Şair KADINa dönecek diye pembe tozların kahramanı olmuş. Şairi tutkuyla beklemeye ona inanmaya devam etmiş. Çünkü o adamı sadece o tanıyordu sadece o KADIN inanıyordu ona. Şair çok iyi kalpliydi. Birisinden iyilik istediği o anı hatırlıyordu kadın. Boncuk boncuk terlemişti. Böyle biri o anlatılan siyah romanların siyah şövalyesi değil, beyaz prensi olabilirdi. Çünkü kimse tanımıyordu şairi sadece KADIN tanıyordu KADIN inanıyordu.
…duyduğun her seste
her açan çiçekte
susan; solan
belki biraz ağlayan
ben
ve halen
yoksun sen…
Şair hala yoksun derken KADIN uyanmıştı artık. Şairin başka tene gittiğini uzak diyarlardaki o yüksek dağlarda başkasını istediğini anlamıştı. KADINın çiçekleri solmuş hayatı sönmüş yaşam arzusu bitmiş gücü kalmamıştı. Şair buradayım diyordu ama KADIN her baktığında op boş sandalyeyi görüyordu. Şair başka tende keyif sürüyordu KADIN hala bir umutla bekliyordu onu, inanıyordu şaire çünkü. KİMSE TANIMIYORDU ŞAİRİ SADECE KADIN TANIYORDU İNANIYORDU. O bir gün gelecek bir gün bitecek bu gözyaşları ağlama diyecek KADINa o gün susacak o an vazgeçecek ağlamaktan. Zamanın sonsuzluğunda kaybolsa da ki şair inanmıyordu ya sonsuzluğa bir gün zaman sonsuzluğa geçecek şair KADINa geri gelecek. İşte o sonsuzluğu görene dek KADIN şairi bekleyecek
tutunmak için bir dala
bıraktığım dalları
tutmakla bırakmak arası
düşünüp kalkıyorum düşümde
dönüşümde,
bir metamorfoz
beklediğimdende ötesinde…
13.09.2007
Perşembe 4ever
uzun bir bekleyiş ardından yine yanımdaydın…
Nefesini tenimde hissetmek, parmaklarını tenimde hissetmek en büyük mutluluktu bana.
Bütün cümlelerim bitişi aynı oldu. Hep aynı sonu yaşıyorum.
Seni çok özledim… Kokunu özledim… Tenini özledim… Sana özgürce bakmayı özledim.
Ama uzun bir süre değişmeyecek bu. Sonlarım hep buna çıkıyor. Cevabını bilmediğim bi çok soruyla doldu akıl defterim. Sen biraz gülsen ben cevaplamaya başlayacağım. Acılarım dinmeye başlayacak. Ama senin tedirginliğin benim ömrümden götürüyor.
Çare bilmez hüzünleri yaşıyor bu kalbim. Neye, neden hesap vermediğini bile anlayamamakta. Ruhumun özgür kalmasını diliyorum. Özgürlüğün sencesini tatmak istiyorum. Şimdi bir yandan cevap veremediğim sorular beni sıkıştırıyor bir tarafta sen duygusu…
Seni çok seviyorum cümlesini söylemeye hasret kaldım. Sana bakmaya hasret kaldım. Bak şimdi yine bitiyor bu yitik yazı. Sonu yine hep aynı …Seni çok özledim …Sana rahatça dokunabilmeyi özledim …SENİ RAHATÇA YAŞAYABİLMEYİ ÖZLEDİM
BU DÜNYADA SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
SADECE BEN
İnce içten cılız bir ses misali.
Kararsızlık arası yaşam kalıntılarında hayata tutunmak.
İşte tekrar başlıyor kaset. Tiyatro sahnesindeyim. Dev kadrom tam karşımda. Bir koltuk bir müzk kutusu ve bir ayna. Ve büyük oyuncu baş ucumda YALNIZLIK ağır ağır hareket etmekte. Bir sonraki adımında nasıl acı vereceğini planlarcasına hareket ediyor. Tek başına yaşam sürdürdüğünü ve güçlü olduğunu anlatıyor. Güçlüyüm demeye çalışıyor. Zekasına sonsuz güveniyor ama zekası onu güçlü kılmıyor. Herkes yanında bütün sahtekarlar baş ucuna toplanmış duruyor. Hepsi gözlerine bakıyor tek bir hareketini bile kaçırmıyorlar. Arkanı dönmeni bekliyorlar. Onları umursamıyorsun ama sadece görünüşte, aklın onlara o kadar odaklanmışsın ki mutluğu tadmaktan vazgeçmişsin.
Umursamıyor, önemsemiyor edalarında oyuna devam ediyorsun. Bütün gözlerin üstünde olduğunun farkındasın yaşamını bu doğrultuda seçmişsin. Kalbin o kadar korkuyor ki yaralanmamak için kat kat sarmış kollamışsın onu. Oyunu en iyi titizliğinle oynuyorsun. Hesaplamadığım gerçekler karşısında çok başarılı figürler seçiyorsun kendine. Benliğini anlatırken hiç zorlanmıyorsun senin için kelimlere gerek yok sen zaten başlı başına bir anlatım olarak görüyorsun kendini.
Oyun ara veriyor. Tam karşımda duruyorsun. Nefes almak solunmak gibi endişelerin yokmuş gibi rahatça bakıp gülümsüyorsun. gökyüzünün kralı gibi rahatsın
Ama kalbin senin kadar rahat durmuyor, hayatını hep geçmişte yaşayamazsın. Oradaki acıları oynamaya devam edemezsin. Yeni figürler bakışlar duruşlar seçmelisin. Acılarını yenilemelisin. Güçlü olmadığını sana sarıldığımda anlıyorum. Sana her baktığımda ağlayan seni görebiliyorum. Bana yaklaşmasanda benden kaçsanda görebiliyorum hissedebiliyorum. İşte bu yüzden yanındayım, işte bu yüzden senden vazgeçmiyorum, bu yüzden susuyorum ve bu yüzden acılarımı ikiye katlıyorum.
Oyun tekrar başlıyor sen başarılı bir şekilde oyuna devam ediyorsun en iyi performansını veriyorsun.
Oyun bitiyor. Sen yine teksin yanında duruyorum tam baş ucundayım baksan görebilceksin Sorkularını aşsan biraz daha farklı baksan aklındakileri söyleyebilsen. Sana yardım edebilceğim. Neden oradayım değil mi. İstediğim zor bişey değil sadece bana birşeyler söylemeni istiyorum. ARTIK SANA AŞIK OLDUĞUMU BİLMENİ İSTİYORUM SANA BUNU RAHATLIKLA SÖYLEYEBİLMEK İSTİYORUM. İnsanlardan çekinmeden sana sarılarak yürümek istiyorum, elini tutmak istiyorum, sana bakmak istiyorum, seninle gülmek vakit geçirmek istiyorum. Güldüğünü görmek acılarından kurtulmanı istiyorum. Bu yüzden seni anlatan pandomiminin izleyicisiyim. Seni anlamak için kelimlere gerek yok sadece sana bakmak yetiyor hayatında bana söylediğin kelimelere bakmıyorum. Sadece sana bakıyorum. KALBİNDEKİ BENİ GÖRMEK YANINDA OLMAK İSTİYORUM
Bu bir tanrıya isyan
Yâda isyanın tanrısı arama çabası
Emin değilim o konuya
İsyan etmek iyi ya da kötü arasında bir nokta da değil
Daha baka bir nokta bu
Ayinin içinden kopan nefes gibi bir şey
Kurban ayini
Bu
Tıpkı maya
Yâda inkârlar gibi
Yâda kommenege gibi
yaradana isyan etmek neye yarar bilinmez tabiî ki
Çizilmişi oynamak ama bu çizilmiş içerisinden yorum yapma
Hakkına sahip olmak
Sınırları neresinde verilmiş
Sınırsız bir özgürlük parçası bana göre
Tek hayali
Saatlerce uyumak şuan ki ruh halime, uyumak hissetmemek ve kalktığında
Tüm dünyadan kurtulmuş halde
Kurumuş gazellerin hışırtısında
Batan güneşi izlemek
Eskiyi özler mi, insan
Eskiyi özler sanırım sonsuzluğun içerisinde bir notada yer bulursa kendisine
Çocukluğu anıları
Düştüğünde kanayan dizini
Bu bi piskoz ölüme karşı
Düzene karşı ama ne olursa olsun başa döneceği bir nokta var
Değerleri yitirmemek adına
Değerle ya da değerlerin bir adım sonrası
Ama sonuçta bir bilinmez denkleme var ki
Çözemedim kader asilsizliğini
E zaman çözünülebilir olacağını icadı
İcat mı zor ben mi?
Buda adım
CAPRICEMAN
Farkındasın aslında herşeyin. İşine mi gelmiyor yoksa aklındakilerle kalbindekiler çarpışıyor mu? Anlamdıramıyorum! Neden diye soruyorum aklımın tüm zaman dilimlerindeki SEN’e. Anlıyormusun, biliyormusun ne yaptıgını neden yaptığını. Neden bana söylemiyorsun. Sana söylemiyorum aklımdakileri, belkide susuşlarım bu yüzden ama korkuyorum! Sana bişeyler söylemekten korkuyorum. Acaba diyorum senli cümlelerimin başında;
Acaba artık beni istemiyormu?
Acaba artık beni beğenmiyormu?
Acaba artık ona yetmiyormuyum?
Acaba konuşsam anlatsam bana kızarmı?
Acaba sadece bedenmiyim?
Acaba bigün kalbimi görebilcekmisin? Buna benzer soru yağmurları aklımda… Ama en korkutucusu ACABA BAŞKASINIMI İSTİYOR gerçekten böylemi artık başkasınımı istiyorsun? Bu konuda neden sana güvenemiyorum. Aklımdaki binlerce anlatılan sen senaryolarına takılıyorum. Artk benle konuşmak sana zevk vermiyor galiba. Oysa ne güzeldi ilk mesajlar ilk konuşmalar.. ilk öpüş ilk dokunuş sevişmeler bitmeyen tükenemeyen tutkular. Galiba sende bitmiş, yeni tutkular başlamış. Yeni heycanlardasın artık.
Hep acaba, artık, galibalı sorular, cümleler kuruyorum. Çünkü yine sana birşeyler anlatamıyorum. Bunları yine sana söyleyemiyorum. Hala korkuyorum. Kalbim ve beynime anlatıyorum isyanlarımı sadece kendime saklıyorum.
Biliyorsun bütün bunları ama benden daha fazla korkuyorsun birgün bunları sana söylerim diye. Sana sorarım neden diye. İşte sende bundan korkuyorsun. Sadece bilmek istiyorum önümü sendeki beni görmek istiyorum ve galiba kalbimi cehenmen ateşiyle yıkıyorum…
ve hala…
Etrafına bak bara doğru bak gördüğün yüzlere olmak istediğin yerin burası olduğundan emin misin?
Bunlar senin arkadaşların ama gerçek arkadaşlar mı? Seni seviyorlar mı?
Benim kadar. Olmak istediğin yer burası olduğuna emin misin öyle telaş içerisinde görünüyorsun ki böyle bir hayat yön vermek için ve çok fazla acı ve ıstıraba neden oldun.
Ama etrafına bak iyice bak sadece senin ve benim aramda yüzlere olmak istediğin yerin burası olduğundan emin misin?
Lütfen gözyaşlarımın seni ikna etmesine izin verme ağlamamayı dilerdim. Ama son zamanlarda gözyaşlarım benim bir parçam olmuş gibi.
Ama etrafına bak iyice bak sadece senin ve benim aramda yüzlere olmak istediğin yerin burası olduğundan emin misin?
WILLIE NELSON – ARE YOU SURE
Bir yerlerden ansızın bir rüzgarla olağan dışı seyirlerim başlıyor. İsyanlarım diniyor, mutluluğu çok uzaktan olsada görmeye başlıyorum. Heyecanlanıyorum nefesim kesiliyor. Bir saniye sonrasını bilmemek beni mutlu ediyor. Biraz sonra ne olcak ne tür bir belanın içinde olacağımı bilmemek tüylerimi ürpertiyor içimde tatlı bir gülümseme oluşuyor. Ruhum bütün yasakları seviyor. Bütün acıları istiyor. Bu değişimle daha fazla acı istiyor bedenim. Sonunda bütün dünyama savaş açıyorum. İstediklerimi tek tek elde edeceğim daha fazla acıyla başaracağım her acımda bi hayatıda sonlandıracağım… Hesapların hepsi kapanacak, alıcaklar vericekler hepsi son bulacak mahşerime yaklaşıyorum.
İçimi saran bu rüzgara kendimi teslim ettim. Mutluluguma ulaşmak için bütün herşeyden vazgeçeceğim. Durmayacağım. Beni anlamalarına izin vermiyeceğim. Savaşımda ve hayatımda SADECE BEN olacağım. Piyon askerlerimden kurtulacağım. Tek tek yakacağım her birini kendi ateşine yalnız bırakcağım. ve en sonunda başarmış olcam dünyamda sadece ben hep ben olacağım.
rüzgar esmeye başladı dikkat edin
hayatım kötü ve iyi arasındaki ince bir çizgide seyir alıyor. Yaşam ise meçhul bir anlamsızlık halinde gidiyor. Ne dibe batıyorum nede suyun üstündeyim arda sıkışıp kalmış bi seyir benimkisi. Yol uzun fakat bitişi gözükmeyen bir halde. Suyun üstünde görünen eller bana yardım etmek istiyor ama sadece o bakmakla yetinse bile bana umut veriyor. Umutsuzluğa biraz daha yaklaştıran bi umut. Bitmek bilmeyen yaşamsal sancılarımı çekiyorum her defasında. Suyun bitmesini istiyorum yada tam anlamıyla dipte olmak. İnsanlar benim başarabilceğimi sölerken ben tam inancımı yitirmiş durumdayım. Onların bana umutukla bakması kalbimde sancısal yara oluşturuyor. Korkuyorum asılı kalmış vucudum acı çekerken hiç bişe yapamıyorum. Sadece bakıyorum, boş boş bakıyorum. İnançlı gözler ve eller bana daha fazla yaklaşıyor ama fark etmiyorlar bana yaklştıkça kndileride batıyorlar. Uzak durun sadece o kalsın sadece onun varlığını istiyorum. Beni her defasında terkedişinde sadece ben olmak istiyorum. Kendi isyanlarımda kalmak istiyorum. Her saniye bana acı çektireceğini bilerek ona bakmak istiyorum. Acılarımda yaşamak istiyorum. İnsanların bana umutla baksını istemiyorum.
Sevmeyin beni Umursamayın haytımı durmayın yanımda… sadece ben olmak istiyorum anlasanıza
olurda beklemediğim bir anda hayatıma girmek istersen emin ol senden vazgeçmem ne pahasına olursa olsun yanımda olacaksın tek başına kalmayacaksın ölüme mahkum edilmeyeceksin.
bana bir yerlerde cennetin olduğunu söyle…
doğru olduğunu söyle..
yalan söyleme
Dışardaki dünyanın sonsuzluğunu yaşarken kendi cümlelerimde boğuşuyorum. Öyle bi cümlesinki seni biterimiyorum. Yazmaya kalksan kelimeler anlamsız, işaretsiz, kifayetsiz kalacak. Korkuyorum yazmaya söylemeye çekiniyorum. Senle ilgili cümleye başlayınca dilim tutuluyor. O kadar derin o kadr anlamlısn ki kulaklarımla bile paylaşamıyorum beynimin içimde öylece kalakalıyorsun.
Ama kırıyorsun, kırılıyorsun, nefret saçıyorsun,incitiyorsun. İşte o zaman yazmaktan vazgeçiyorum. korku kaplıyor benliğimi içten içe. Duruluyorsun sonra masumlaşıyorsun. Sakin bir deniz oluyorsun kendimi güvende hissediyorum içinde. Ayrılmak istemiyorum ordan ayrılamıyorum vazgeçemiyorum. Sana olan tutkum büyüyor. Ebediyet anını bekliyorum. Gözlerine bakıp sonsuzluğu görmek istiyorum. Başlıyorum yeniden yazmaya kelimeyi bile tamamlayamıyorum duymasın, görmesin kimse, hissetmesin onu istiyorum.
Bitmeni istemiyorum belkide bitirmekten korkuyorum gözlerinden korktuğum gibi sesindeki şiddetten korktuğum gibi nefesinden dokunuşundan korkmuyorum ve bitmiyorsun…