Yıkım

Artık gerçeğe dönmek lazım.
Gerçekten yazmak, gerçeği yazmak lazım…
Sözlerden sıkıldım…
Ertelenmiş hayatlara mahkum olmaktan…
İnsan neden özü gibi olmaz? Neden hiç inanılmaz insanlara?
Neden insanlar hep acı çektirir?
Sen güvenirsin o yıkar düzen böyle…
Hayat kurumlar ve yıkımlarla var oluyor.
Her yıkım yeni bir kurumu getiriyor peşinden…

Şimdi bahçemdeki 30. binayı yıktım…
Eskiden güzel olan bahçemde
Sadece bir ev vardı büyükde bir bahçesi.
Ama yıktılar. Sonra yenisi kurdum sonra yine yıktılar.
Sonra kurdum sonra yıktılar…
Ben kurdum onlar yıktılar…

İşte şimdi dönüp bakıyorum geriye bir sürü enkaz…
bir sürü kalp kırıklığı…
bir sürü acı

Yoktu böyle dertlerim bir evim vardı gelen giden arada bir değişir kalıcı misafirlerim baş köşede sakın dingin…
Ama simdi bana ait olmayan bir sürü ev hep yeniden bu sefer son diyerek ördüğüm duvarlar.
Şimdi son bitti artık yeni bir bina yok yeni enkaz yok…
arada kalmış bir boşluk ve ben varım.

Sadece ben…

Reklamlar

Hallelujah

Ve tanrı dudaklarımdan YAKARIŞI aldı

KARAMEL

Karamel tadında bir hayatı yaşıyoruz. Her tadımında yüzümüzde tatlı bir gülümseme… Daha fazlasını isteriz bu yüzden. Ama hesaba katmadığımız ufak detaylar vardır. Her tadımında daha fazlasını isteriz hayattan. Çünkü yenilendikçe daha fazla tebessüm edeceğimizi hatta kahkahalar atacağımıza inanırız. 1 2 3 derken karamelin büyüsüne kapılırız. Bu gülümsemelere eş değerde başka doyumsuzluklarımız çıkar.

Karamel güzeldir mutluluk verir, sadece yavaş yavaş yiyip tadını sindirip çıkartığımızda. Sadece beraberinde nefes alıp su içtiğimizde. Fazla gülümsemeyle beraber su ister yanına. İşte o anlarda asla bi damla suyumuz olmaz. Ne kalkıp alacak takatimiz olur ne de bize bir bardak su getirecek bir dost, bir arkadaş, bir hayat…

Ve savaş başlar. suyla mücadele ederken hala karamel diye inleriz. Ve o anlarda karamel yüzümüze tebessüm vermez tadı aynı yumuşaklıkta olmaz. Boğazda bir yanık kalır.

Karamel bizim en savunmasız anımızda fazla gelir. Geldiğinde eski acılar kalbin en derinindeki acılarla gelir. Ve tatlılığına inat tuz basar yaralarımıza. Sonra günler, sonra aylar, sonra yıllar geçer. Geçte olsa suyu içmeyi başarırız.

Asla öğrenemeyiz KARAMEL TADINDA HAYATlar yaşadığımızı
Ve tekrar başlarız KARAMEL TADINDA HAYATa…

ilk

Yavaşça koymuştum başımı yastığa sen daha rahat uzan diye iyice duvara yanaşmıştım. Kendinden emin bir halde uzandın yanıma bütün yorgunluğunu atmak istermişcesine. Yorgunluk yüzünden akıyordu.

Bir an durup baktın
Durdun
Baktın
Gülümsedin

Sonmuşcasına sarıldın. Sadece seninmişim gibi kavradı kolların ürkek bedenimi. Sütün gece uykunda bir an bile gevşemedi kolların. Sanki kaybetmekten korkarmış gibi. Gögsünde kokunu soludum saatlerce.

Bir an durup baktım
Durdum
Baktım

Hayatımın sonu olcagını bilsemde ölmek olsada sonunda “O ANI” tekrar tekrar yaşamak isterdim

Belkide saatlerce bakmak sana. Sadace hissetmek. Hissettiğim kadar içimde olmandı istediğim, ihtiyacım olan.

Bir an durdum
Bir an baktım
Sondu artık tekrarı olmayan bir son

Aynalar artık eskisi gibi güzel görünmüyor gözüme. Baktıkça anıları görüyorum bir bir… Ağır ağır geçiyor önümden. Ne yana baksam sen vardın…

taki o ana kadar.

Yıkıldı bütün değerler. Öldü bütün sevgim. Artık ne yana baksam sahte yüzündü karşımda. Yokluğun bir kor gibiydi. Benimle yaşayan ve 15 dakika sonra başka bedende huzur bulan.

İşte o an başlamış. Tek tek atılmıştı kazana otlar, tek tek duaları yapılmıştı söylenmişti türküsü. Ruzgar değişti. Yaşam bitti. Sebepler, nedenler, acabalar, belkiler, keşkeler hepsi son buldu. Bir çingenenin elleriyle çizildi yeniden. Elleriyle can buldu, anlamlandı. Anlamsız kalan bir tek sen vardın.

Benim suçum, senin değildi. Senin kehanetin yıllar önce okunmuştu. Ben piyonun olmuşum rolumu oynayıp çıkmışım yanında. Kehanetin kalbine kazınmış yaran seneler önce kanayamaya başlamış hiç durmadan.
Acımışım ya sana.
İşte bana yazık olmuş. Lanetli bir hayatı taşıyan sana, ne acı, ne hüzün kar etmez. Kendi içinde ölmen emredilmiş. Ölümünü sen belirlemişsin ama tek başına ölmeyi seçmişsin. Kırdığın onca kalp, onca hayal , ümide karşılık.

Şimdi sana bakıyorum “ne zavallı” demek isterdim. Ama aynada görüyorum kendi kalbine gömülmeyi seçmiş seni. Acınmayacak kadar değersizleşmiş seni.

bir yıl

Gitmekmiydi, kalmakmıydı, hatamıydı, yanlışmıydı, neydi anlamadımki…

İçimdeki fırtınanın sebebini anlayamadımki…

Tozları kalmış kara defter çıktı gün ışığına. Bir kıvılcım, bir ses, tek bir umut adına….

Neydi bu içimdeki sızının adı gitmenmiydi yoksa gitmeyi seçmemmiydi.

Bir kaç adım geri atıp bakınca aşkından daha kuvvetli, senden daha güçlü bir sen varmış içimde nedeni bilememişim… Arzuna, hırsına, sana yenilmişim…

Haberi yokmuş bu dünyanın ben bir tek….

HAYALimi ET

Farkettim ki yanımda değilsin. Kokun sesin tenin burada değil. Hatta yanında başka bir ten başka bir ben var.
Ama farkettim ki yanında olmasam da istediğin tek birşey war…